İnternet Şubesi
Sikca_sorulan_sorular

Sıkça Sorulan Sorular

Şekerbank, şeker pancarı üreticisi ve sektörünün finansal ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 1953 yılında "Pancar Kooperatifleri Bankası" adıyla kuruldu.

Vizyonumuz; Türkiye'de, aktif büyüklükte ilk on özel banka arasında, "küçük işletmelerin finansmanında lider banka" olarak yer almak.

Misyonumuz; Anadolu bankacılığı anlayışıyla köyden kente; yerel özellikleri ve ihtiyaçları dikkate alan, bankası olmayanları da bankacılık hizmetleriyle tanıştıran, mutlu müşteri, çalışan ve ortaklarıyla değer yaratarak birlikte büyüyen, gücünü köklü geçmişinden alan, çağdaş bir bankayız.

 
Şekerbank'ın 273 şubesi bulunmaktadır. (28.09.2017 itibari ile)
Şekerbank'ın toplam personel sayısı 3.617’dir. (28.09.2017 itibari ile)
Şekerbank'ın ödenmiş sermayesi 1.158.000.000,00 TL'dir. (28.09.2017 itibari ile)
Ortaklık yapısı hakkında bilgi için lütfen tıklayınız
Şekerbank'ın %34,19'u halka açık olan hisse senetleri Borsa İstanbul’da işlem görmektedir.
Şekerbank'ın her bir hisse senedi eşit oy hakkını temsil etmektedir.
Şeker Yatırım, Şeker Factoring, Şeker Leasing, Şekerbank International Banking Unit Ltd., Şeker Finans, Şekerbank (Kıbrıs) Ltd., Zahlungsdienste GmbH der Şekerbank T.A.Ş.'dir.
Yıllık faaliyet raporlarına ulaşmak için lütfen tıklayınız
Yönetim Kurulu üyeleri hakkında bilgi için lütfen tıklayınız
Şekerbank ana sözleşmesini indirmek için lütfen tıklayınız
Genel Kurul toplantıları TTK'nin 409'ncu maddesi çerçevesinde; her hesap dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılır.
Şekerbank bilgilendirme politikası çerçevesinde; bilgilendirmeler özel durum açıklamaları, yıllık faaliyet raporları, mali tablo ve raporlar, internet sayfası, yatırımcı toplantıları, sunumlar, Ticaret Sicil Gazetesi, Resmi Gazete, günlük gazete ilan ve duyuruları, basın bültenleri aracılığı ile yapılmaktadır.
Hem küresel hem de yerel alanda birçok beklenmedik olayın gerçekleştiği bir dönem sonrasında 2017 yılına bakıldığında, özellikle Fed’in atması beklenen faiz adımları ile gelişmekte olan ülkeler için zorlu bir dönem ana senaryo olarak öne çıkmaktadır. Buna ek olarak, gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikası uygulamaları, Avrupa’daki seçim gündemi ve Brexit sürecine dair gelişmeler, ABD’de yeni yönetimin benimseyeceği ekonomi ve özellikle Orta Doğu politikaları ile jeopolitik gelişmeler yakından takip edilecektir. Türkiye özelinde yılın ilk yarısının, 2016 ikinci yarı yıl sonrasında hafif zayıflayan büyüme görünümünün artçı etkileriyle geçmesi; ancak ikinci yarı itibarıyla öncelikle Hükümet’in özel sektöre sağladığı teşvik ve kredi olanaklarının yardımı ile ekonomik büyümenin güçleneceğini öngörüyoruz. İlaveten, ekonomideki yavaşlamayı bertaraf etmeye yönelik son dönemde atılan pozitif adımların desteğiyle 2017 yılında %4 olan büyüme öngörüsünün sonraki yıllarda %5 seviyelerinde gerçekleşmesini beklemekteyiz. Ödemeler dengesi tarafına baktığımızda ise önümüzdeki dönemde cari açığın emtia tarafındaki yukarı yönlü eğilime rağmen turizmdeki kayıpların önemli bir kısmını geri alacağımızı öngörüyoruz. 2016 yılının özellikle son çeyreğinde hızlanan TL’deki değer kaybının geçirgenlik etkisi ile enflasyonda bozulma kaçınılmaz şekilde yaşanmış ve TÜFE 2016 yılını %8,53 seviyesinde bitirmiştir. 2017 yılına ilişkin olarak; kur geçirgenliği baskısını yansıtır şekilde Merkez Bankası son enflasyon raporunda yılsonu enflasyon tahminini %6,5’ten %8’e revize etmiştir. Türk bankacılık sektörünün 2017’de toplam kredilerde %15 civarında büyümesi beklenirken, 2017-2019 yıllarında ortalama kredi büyümesinin %14, mevduat büyümesinin ise %13 olarak gerçekleşmesi öngörülmüştür. 2017 yılında Kredi Garanti Fonu’nun daha aktif olarak çalışmaya başlaması ve Hükümet’in reel sektörü desteklemeye yönelik attığı adımlar ile kredi büyümesinde ana lokomotifin yine kurumsal ve ticari krediler olması ve bu doğrultuda, kredi türü bazında bakıldığında tüketici kredilerinde %10, kredi kartlarında %5, ticari ve kurumsal kredilerde %25 civarında büyüme öngörülmektedir.